Bir Kurum İçi Özgürlük Hikayesi
Bir Kurum İçi Özgürlük Hikayesi
Her kurum kendi kültürüne, kendi çalışma dinamizmine gore çalışanlarına farklı seviye ve alanlarda sorumluluklar, yetkiler veriyor. Ancak baktığınızda hemen her kurumda çalışanlar daha fazla sorumluluk ve yetki istiyor.
“Kurum içi özgürlük seviyesi ne olmalı?”, “Şirket içinde prosedürler, kurallar, uygulamalar, süreçler nasıl olmalı?”, “Çalışanların yetkileri nerede başlamalı, nerede bitmeli?”, “Sorumlulukları neler olmalı?” gibi sorulara birçok iş sahibi, yönetici ve özellikle İK yöneticisi cevap arıyor. Bu sorulara benim ekleyeceğim ise şu: “Bu işin bir doğrusu var mı, varsa nedir?” Bu sorunun izinde ideal bir iş ortamının nasıl olacağını düşünürken, hayal ettiğim ütopik yapıyı sizlerle de paylaşmak isterim.
Her şey karlılık sorumluluğuyla başlıyor aslında. Herhangi bir kurumun en üst düzeyinde olan veya karlılık sorumluluğu taşıyan bir iş birimindeki yöneticinin sorumluluğunu, en basit şekilde ifade etmek istersek, karşımıza herkesin bildiği formül çıkar: Gelir – Gider = Kar. Üst düzey bir yöneticinin en önemli performans hedefidir, karlılık. Gelirleri artırmak, giderleri en iyi şekilde yönetmek, azaltmak… Üst düzey yöneticiler kendilerine verilen kurumsal tanımlar çerçevesinde geniş yetkilerle bu performans kriterinde belirli bir karlılık rakamını yakalamak ve onun üzerine çıkmak için çalışırlar.
Şimdi her şeyin ideal olduğu bir ortam düşünelim:
Kurumlarımızda sorumluluğu gerçek anlamda her çalışanımıza verelim. Her biri için bir karlılık hedefi belirleyelim ve sonrasında da bu hedefi tutturabilmek için gerekli tüm yetkiyi kendilerine verelim. Geliri yaratmak için ihtiyaç duyacakları kaynakları kendileri seçsinler, isterlerse yanlarına eleman alsınlar. Belirli hizmetlere ihtiyaçları olduğunda bunları kurum içindeki diğer birimlerden ücret karşılığı alabilsinler. Örneğin, bir ürün satacaksa bunu hazırlayan diğer çalışana bu ürün için bir bedel ödesin. Faturalama, tahsilat gibi hizmetleri için finans bölümündeki çalışan arkadaşına ücret ödesin. Kendi maaşını kendi belirlesin ve hatta isterse her şeyi tek başına yapıp kazancını artırsın. Özetle tamamen özgür olsunlar. Yılın sonunda kendilerinden beklenen karı kurumun hissedarları ile paylaşsınlar. Karlılık hedefini tutturamamışlarsa görevlerini bıraksınlar veya bir sonraki sene bunu nasıl telafi edecekleriyle ilgili açıklamaları yapsınlar. Karlılık hedefini aştıklarında da kardan pay alsınlar.
Aradan bir süre geçtikten sonra bu ideal yapıda sizce ne olur?
Gelecek ay devam edeceğim, ama ay boyunca sizlerin de görüşlerini almak isterim. paylas@kariyer.net adresine görüşlerinizi bekliyorum.
Saygılarımla,
Yusuf Azoz
Genel Müdür, Kariyer.net
